Browsing "Older Posts"

Gösterilen Kategori " spor "

Protein Diyeti Nedir?

By Ayrıntı Blog → 20 Ekim 2016 Perşembe
Günlük olarak aldığımız yiyecekler protein, karbonhidrat gibi besin ögelerinden oluşmaktadır. Besin öğeleri ve dengeli beslenme hakkında bilgi edinmek için makalemizi oyunuz. Makalemizi okumak için tıklayınız. >>> Besin Öğeleri <<<<

protein diyeti

Zayıflamak amacıyla yağ oranını azaltmak ve kas oranını artırmak için protein diyetlerine başvurulur. Çünkü protein kasların yapı taşıdır. Bu şekilde alınan enerji miktarının dürüp kas miktarında azalama olmadan ve yağ dokuda incelmek sağlamak mümkündür. Bu tarz diyetleri egzersilerle destekleyerek haftada 3 kiloya kadar vermek mümkündür. Şunu da önemle belirtmek gerekir ki bu diyeti 2 haftadan fazla uygulamamak gerekmektedir.

Yukarıda da bahsettiğimiz üzere bu diyetin ana amacı karbonhidrat alımını azaltmak ve protein alımını doğal yoldan desteklemektir. Esas olan sağlıklı zayıflamak olduğunu unutmadan halsizlik, yorgunluk gibi kendinizi kötü hissettirecek durumlarla karşılaşırsanız diyete devam etmeyiniz.

Örnek Protein Diyeti

1.GÜN
Sabah : 1 dilim kepek ekmeği, 1 kibrit kutusu peynir, çay ya da kahve,
Öğle : 1 simit, 1 bardak ayran,
Akşam : 200 gr Tavuk, salata .

2.GÜN
Sabah : 1 dilim kepek ekmeği, 1 kibrit kutusu peynir, çay ya da kahve,
Öğle : 1 simit, 1 bardak ayran
Akşam : 3 tane kabak (ya da dolma, domates biber), 1 kaşık yoğurt .

3.GÜN
Sabah : 1 dilim kepek ekmeği, 1 kibrit kutusu peynir, çay ya da kahve,
Öğle : 200 gram yoğurt, 1 dilim kepek ekmeği, sınırsız salatalık.
Akşam : 8 tane ızgara köfte, salata .

4.GÜN
Sabah : 1 dilim kepek ekmeği, 1 kibrit kutusu peynir, çay ya da kahve,
Öğle : 200 gram yoğurt, 1 dilim kepek ekmeği, sınırsız salatalık
Akşam : 1 tabak Kıymalı taze fasulye veya etli bir porsiyon sebze yemeği

5.GÜN
Sabah : 1 dilim kepek ekmeği, 1 kibrit kutusu peynir, çay ya da kahve,
Öğle : 200 gram haşlanmış patates, salata istendiği kadar
Akşam : 1 porsiyon kuzu şiş, tavuk şiş, 2 kalem pirzola yanında salata .

6.GÜN
Sabah : 1 dilim kepek ekmeği, 1 kibrit kutusu peynir, çay ya da kahve,
Öğle : Menemen, salata
Akşam : 200 gr. Balık veya bonfile, salata .

7.GÜN
Sabah : 1 dilim kepek ekmeği, 1 kibrit kutusu peynir, çay ya da kahve,
Öğle : Peynirli tost, ayran
Akşam : 1 tabak Yoğurtlu makarna.


Not: Bu diyet kişisel durumlara göre değiştirilebilir. Beklenmeyen sağlık sorunları ile karşılaşmanız durumunda en yakın sağlık kuruluşuna başvurmanız gerekmektedir.

Yarı Olimpik Havuzu Ölçüleri Nedir?

By Ayrıntı Blog → 25 Temmuz 2016 Pazartesi
olimpik yüzme havuzu ölçüleri
Yaz aylarının geldiği şu günlerde hepimiz havuzlara koşma, bir nebze olsun serinlemek telaşındayız. Bu telaş beraberinde başka bir konuyu da getirmektedir. Yüzmeyi az bilen veya bilmeyenlerin çekindikleri bu konu havuzların ölçüleri ve derinlikleridir. Ülkemizde havuz kültürünün artmasıyla beraber yarı olimpik havuz sayısında artış olmaya başlamıştır. Merak edenler için ölçüyü hemen verelim.

Yarı Olimpik Yüzme Havuzlarının Ölçüleri
Boy: 25 metre
En: 12,5 metre
Derinlik: 2 metre
Kulvar Sayısı: 5 adet (2,5 metre genişliğinde)

Genel olarak standart ölçüler bu şekildedir. Yarı olimpik yüzme havuzlarında derinlik bazen isteğe bağlı olarak değişebilmektedir. Bu derinlik 2,5 metre olduğu gibi 1,5 metrede olabilir.

Küçük bir bilgilendirme yazımızın daha sonuna geldik. Hoşça kalın...

Egzersiz ve Önemi

By Ayrıntı Blog → 26 Mayıs 2015 Salı
egzersiz
Egzersiz yapmak için 75 yaş geç değil…
Egzersiz genç ve yaşlı kadın erkek emekli dul ve yetimler de dahil bütün insanların ömrünü uzatan bir aktivitedir.

Norveç'ten 6 bin kişi üzerinde yapılan araştırmalar haftada 3 saat spor aktivitesi yapan insanların yaşıtlarına göre 5 yıl daha uzun süre yaşadıkları tespit edilmiştir.
Norveç insanının bol bol balıkla beslendiğini ve Omega 3 asitleri ihtiyaçlarını en iyi şekilde giderdiklerini de belirtelim.

 British Journal of Sports Medicine dergisinde yayınlanan araştırma sonuçları bunu gösteriyor.
 Oslo Üniversitesi tarafından yapılan araştırmada da 70 ila 77 yaş arasında değişen erkek kobaylar üzerinde yaklaşık 11 sene izleme / inceleme yapıldığı belirtiliyor. Haftada bir saatten daha az egzersiz ya da spor yapanların sağlık durumlarında bir değişiklik olmadığı gözlenmiş egzersiz düzeyini yarım saatlik seanslarla yapanlarda ise ölüm riski yüzde 40 oranında azaltılmış…

Düzenli olarak egzersiz yapanların ömürlerinin egzersiz yapmayanlara oranla 5 yıl daha uzun olduğunu saptayan bu araştırmanın verilerine bakılırsa egzersiz yapmak insanı için oldukça faydalı bir aktivitedir. Kalp sağlığı için egzersizin mutlaka her gün yapılması tavsiye ediliyor.

Bütün saygın bilim araştırma kurum ve kuruluşları egzersizin önemine vurgu yapıyorlar. Yaş arttıkça yapılacak olan egzersizlerin daha da hafifletilmesi gerekiyor. Günde en az 10 dakika egzersiz her yaştan insan için öneriliyor. 

Bir Kılıç Sporu Eskrim

By Ayrıntı Blog → 15 Şubat 2015 Pazar
eskrim ve tarihçesi
Gerçek olmayan kılıçlarla (flore, epe, sabr) yapılan bir spor dalıdır. İki kişi ile ve takımların karşılaşması şeklinde yapılır. Kısa tabiri ile kılıç oyunları denilebilir.

Esas olarak eskrim ve kılıç oyunlarının tamamı çok eskiden beri bilinmektedir. Çin de M.Ö 2000'li yıllara kadar uzanan bir tarihi vardır. Eski Yunanistan'da ilgi gören bir gelenek olarak öğretilirdi. Roma da ise gladyatör oyunları sayesinde yoğun ilgi gördü.

Yeni çağda İspanya ve İtalya eskrim merkezi sayılırdı. Bu konudaki ilk kaideleri ise İtalyanlar oluşturmuştur. 16. yüzyılın ortalarından 17. yüzyıla kadar Avrupa'nın en iyi eskrim hocaları genelde İtalyanlar olmuştur ve bu konuda neredeyse rakipsizdiler. Bu dönemlerde Avrupa'da eskim bir spor değildi ve genellikle düello amacıyla kullanılırdı. Düello sonucu ölümlere kaşı artan tepkilerle beraber öldürücü olmayan kılıçlarla spor karakterinde müsabakalar yapılmaya başladı. Ucu çiçek şeklinde öldürücü olamayan kılıçlar için fleur (flör-çiçek) kelimesinden türeyen fleuret (flöre) adı ilk defa İtalyan Besnard tarafından kullanılmıştır.

Uluslararası Eskrim Federasyonu 1913'te kurulmuştur. 1920 Olimpiyat oyunlarında bir spor dalı olarak yerini almıştır. 1935'ten beri elektrikli kılıç, 1955'ten beri elektrikli flore kullanılmaktadır. Bu sayede hakeme kolaylık sağlamıştır ve geçerli vuruşlar ışık yardımı ile daha belirgin bir hal almıştır. Günümüzde kadınlarda başta flore olamak üzere eskrim sporu yapmaktadır.

Türkiye'de eskrim sporu 1901'den beri yapılmaktadır. Türk milleti tarih boyunca kılıcı bir savaş aracı olarak çok hünerli bir şekilde kullanmıştır. Hatta kılıç-kalkan gibi oyunlar oynanmış olmasına karşın eskrim tarzında bir spor bizde yoktur. İlk eskrim ustası Muallim Hüsnü Bey olarak bilinir. Refik, Ömer, Lutfi ve Fuad (Balkan) adlı öğrencilere eskrim öğretmiştir ve 1903'te Yıldız Sarayında Padişah 2. Abdülhamit karşısında İtalyan sporculara kaşı başarı göstermişlerdir.

Bu olay üzerine padişah emriyle eskrim harp okullarında bir spor olarak konuldu ve bütün yurtta yapılması için bir genelge çıkarıldı. 1911 yıllında Beşiktaş Spor Kulübü bu sporu branşları arasına dahil etti. Türkiye'de Eskrim Federasyonu ise Türkiye İdman Cemiyeti ile beraber 1923 yılında kuruldu. İlk başkan ise Fuad (Balkan) oldu ve 1938'e kadar bu görevde kaldı.

Türk sporcular ilk uluslararası müsabakaya 1924 yılında Paris Olimpiyatlarına katılarak çıkmışlardır. Önemli uluslararası başarı ise Balkan Oyunlarında sağlandı ve takım olarak 2. olurken, ferdi olarak 1. olduk. 1950 yıllarından sonra bu spor dahada gelişerek ülkemizde yayıldı. Bu yayılım öncelikli olarak İstanbul, İzmir ve Ankara gibi büyük şehirlerimizde oldu.

Günümüzde eskrim müsabakaları 1,5 metre genişliğinde ve 14 metre uzunluğundaki özel bir pistte yapılır. Eskrim sporu için özel giysiler kullanılır ve bu giysiler sporcuyu yaralanmalara karşı korur. Tel kafesten bir maske (başa gelecek darbelere karşı), koruyucu yelek, sağlam genelde keten veya branda türü bir bezden ceket ve yumuşak eldivenler giyilir.

Modern eskrimde 3 tür yarışma ve bu yarışmalara uygun 3 tür kılıç vardır. Silah farkından başka bu yarışmalarda vücuttaki tuş, dürtme, kesme ve temas yerleri de farklıdır.

Eskrim Kılıç Türleri


Flore: Bir eskirim türü ve bu yarışmada kullanılan uzun kabzalı 4 köşe, kesici olmayan bir kılıçtır. 110 cm uzunluğunda 500 gr ağırlığı aşamayacak bir silahtır. Ucunda tuş bulunmaktadır ve saplama ile etkili olmaktadır. Flore ile yapılan vuruşların geçerliliği boyunun en üst bölgesi ile kasıklardan geçen bir çizgi arasında kalan kısma ve sırtta kalçanın yukarı kısmına, kaburgalara yapılan vuruşlar geçerli sayılır.

Epe: İkinci eskrim türü ve buna uygun tipteki kılıçtır. En çok 770 gr ağırlık ve 110 cm uzunluğa sahiptir. Vücutta herhangi bir noktaya temas sağlandığında tuş sayılır. Yani dürtme noktalarında bir sınırlama yoktur.

Kılıç: Flore ile eşit ağırlıkta ve uzunluktadır. Flore ve epeden farkı ise onlar gibi dürtücü olmasının yanında kesici de olmasıdır. Geçerli vuruş yeri kalçanın üstündeki her bölgedir. Kılıcın ucu, keskin tarafı ve kör tarafı ile yapılan vuruşlar geçerlidir; ama yan taraflarla yapılan vuruşlar geçersizdir.
eskrim kılıç çeşitleri

Beden Eğitimi ve Tarihi

By Ayrıntı Blog → 30 Kasım 2014 Pazar

Beden Eğitimi Nedir?

Beden eğitimi insanın fikir ruh unsurlarıyla birlikte bütünlüğünü meydana getiren maddesinin yani vücudunun eğitilmesidir. Bu düşünce insan neslinin geçmişi kadar eskidir hareket canlının temel özelliklerinden biridir. Bunun için bir bakıma hareketin tarihi demek olan beden eğitimi tarihi insanlığın kâinat üzerindeki varlığı kadar eskilere götürmek ve ilk insanlardan başlayarak incelemek gerekir. İlk insanların yaşama ve geçim kaygısı doğan hareketleri daha çok zaruri yaşama faaliyetleri görülür. Kuvvetli tabiatın karşısında zayıf olan insanlar varlıklarını koruyabilmek için birçok hareketleri başarmaya ve bunlarla düşmanlarına daha tehlikeli, hayvanlara karşı daha üstün olmaya mecburdurlar. Yaşama şartları ve çevreleri onları bu mücadeleye hazırlar ve yetiştirdi. Eski çağların vücut hareketleri ve merhametsiz bir tabiata karşı yaşayabilme savaşı veren insan daha çok içgüdüleri ile yaptığı tabi hareketlerdir. Beden eğitiminin kültürel manada ki başlangıcı kesin olarak bilinmemekle beraber fert ve toplumun gücünü ve sağlığını geliştirici değerlerin çok eskilerden beri bilindiğini tarih öncesi ve kültür çağları insanlarından günümüze kadar eski eser ve kalıntılardan anlamaktayız.

Beden Eğitim Tarihi

İlk çağ medeniyetlerinin hemen hepsinde beden eğitimine verilen önemin asıl sebebi savaşlardır. savaşların ancak güçlü sağlam ve cesur vatandaşlarla kazaları olacağını tecrübe eden milletler beden eğitimi çalışmalarını tamamen askeri amaçlarla yapmışlardır. Kavimler göçebelik ten kurtulup yerleşik haklar haline gelince de rahat bir hayat tarzına kavuşmuşlardır ve vücutlarının çalışmayan bölgeleri tembelleşmeye ve güçsüzleşmeye başlamıştır. Bu sebepten çalışmayan vücutlarının fizik üstünlüklerini korumak için beden eğitiminin; eğitici, geliştirici ve tedavi edici yönlerine eğilmişlerdir.

Eski Yunanistan'da ideal insan tipinin şekillendirmek için yani insanı ruhî ve bedeniyle en güzel en mükemmel en ölçülü ve en dengeli bir şekle getirmek için beden eğitimine ve genel eğitim içinde yarı yarıya ağırlık vermiştir. Aristo'ya göre beden eğitimi; hangi hareketlerin vücuda yararlı olduğunu, insan vücudunun niteliklerine bunların hangisinin en uygun düşeceğini araştırma bilimidir. Sokrates'e göre beden eğitimi; vücutta güzellik ve güç kazanmak olmak üzere yerine getirmesi gereken ahlaki bir ödev olup bu ödevin savsaklanması en büyük ayıptır. Platon'a göre ise; vücudun hareketleri çoğu zaman düşüncenin uyanıklığı ile bağlantılıdır. Yüksek fikir değerleri taşıyan görevlerini yerine getirmek durumunda olanlar beden eğitimi de yapmalıdırlar. Yani ruh vücutsuz, vücut da ruhsuz çalıştırılmamalıdır.

Orta çağda beden eğitim faaliyetlerinin unutulduğu bir dönem olarak kabul edilir. Bununla beraber o devirde beden eğitimi faaliyetleri bazı zümrelerin (şovalye ve aristokrat) eğitiminde yer almıştır. Hıristiyanlığın Orta çağda aşırı bir dinci bir düşünce, tek taraflı ve skolastik fikri önem vermemesi ve bedeni hayatın her türlü ihtiyaçlarının reddetmesi sonucu beden eğitimi gerilemiş, Beden eğitimi hareketleri şeytan işidir sözü orta çağ anlayışını yansıtan en iyi cümle olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Bu söz gerçek manada orta çağ anlayışının bir sloganı olmuştur. Rönesans  devrinde hümanistler tek taraflı skolastik kilise eğitimi yerine ruh ve fikir kadar güçlü vücudu da geliştirecek insani bir eğitimin gerekliliği üzerinde durmuşlardır. Vücut egzersizleri ve oyunları kendi tesirleri altındaki gençlere tavsiye etmişlerdir. Bunlardan Mercurialis adlı İtalyan doktorda Venedik'te yayınladığı  "De arte Gymnastica" adlı eserinde vücut hareketlerinin vücuda olan etki faydalarını bir ilim adamı olarak anlatır ve beden eğitim faaliyetlerine 3 ana amaç içinde inceler Bunlar sağlık için yapılan ve asgari amaç için yapılan ve yarışma amacıyla yapılanlardır. Ünlü Fransız filozof Montaigne "Essays" adlı eserinde yalnız ruhun veya yalnız bedenin değil insanın bütün olarak eğitimini savunur ve gençliğin tabiat ve iklim şartlarına karşı dayanıklı olarak yetiştirilmesini tavsiye eder. Johann Amos Comenius isimli Çek asıllı eğitimci ise okulun programlarında cimnastik ve oyun gibi faaliyetleri koymuş, hatta bunların sınıf geçmeye etki yapmasını da istemiştir. Büyük eğitim ve öğretim metodu adlı eserinde okul yöneticilerin çocuklara koşacak ve oynanacak yerler yaptırmalarını istemiş çocukların güçlerinin 3 eşit kısma bölünmesini ve bunların da 8 saatin uykuya, 8 saatini çalışmaya, geriye kalan 8 saatinde sağlığı koruyucu hareketlere beslenmeye ve vücut bakımı ayrılmasının tavsiye etmiştir. Böylece okullarda beden eğitimi ilk defa bir ders programı olarak uygulama imkanı sağlanmıştır.

Cenevreli filozof Jean Jaques Rousseau da; çocukların büyük tecrübeler ve tabiatın kitabı bir insanı kitabından ve öğütlerinden daha çok şey öğretir, vücut ne kadar güçlenir duyu organları ne kadar keskinleşirse o nispette akıllı ve becerikli hale gelir. Diyerek her okulda bir cimnastik yeri veya vücut idmanlara için bir meydan bulunmasını istemiştir.

 Alman eğitimcisi Johann Bernhard Basedow 1774 de açtığı  Philanthropunu adını taşayan eğitim kuruluşunda kendi eğitim düşüncesine uygun bir sistem tatbik etmiştir. Basedow daha zahmetsiz ve neşe ile öğrenilen bilgilerin taraflısı olmuş, çocukların herhangi bir şeyi oynayarak ve basit bir şekilde öğrenmelerini, sağlıklı ve güçlü olarak yetişmelerini savunmuştur. Bunun içinde okulunda teorik dersler ile bedenin faaliyetleri nöbetleşe birbirini izlemiştir. Kendisi tarafından tasarlanan Dessau Pentathlonu adıyla anılan beşli bileşik hareketler (koşma, atlama, tırmanma, denge ve taşıma) bedeni faaliyetlerin temelini oluşturmuş bunlarla toplu jimnastik oyunları çember ve gülle yuvarlama tekniklerini de eklenmiştir. Çocukların giyinişlerin de bir reform yapmış ve çocuklara beden eğitiminde serbest hareket imkanı veren rahat giysiler giydirmiştir.  Basdow bu uygulamaları ile okullardaki beden eğitimi derslerinin temelini atmıştır.

 Jhann Cristian Frederich Guds Muths 1793'de yayımladığı gençlik için jimnastik adlı eserinde; siz dindarlık ve vatandaşlık ödevlerini öğretiyorsunuz fakat vücudunuzun gelişmesi ve eğitimi ile uğraşmıyorsunuz diyerek o zamanın eğitim tarzını eleştirmiş ve beden faaliyetlerini bir sistem haline getirerek temel esaslar olarak kitabında ortaya koymuştur. Kitabında beden eğitiminin ruh ve vücut üzerindeki faydaları millî ve estetik yönden etkilerini belirterek beden eğitiminin amacını açıklamaktadır.

Guts Muths'a  göre beden eğitimi; vücut üzerinde doğrudan doğruya ruha dayalı olarak etki yapar demiştir. 1796 da yayınladığı ikinci kitabında Beden ve fikrin dinlenmesi için oyunlar ismini taşır ve bu kitabında oyunların ahlaki sosyal ve eğitici değerlerine değinerek oyunlar basit fakat önemli faaliyetlerdir bunlar sadece çocuklar için değil milletler içinde eğitim ve hastasıdır der. İsviçreli ünlü eğitimci Pestalozzi de fikir eğitim ve öğretimde uyguladığı en basit bilgilerden faydalanarak daha birleşik konulara gitme (kolaydan zora) şeklinde özetlenen basamaklama metodunu beden eğitiminde uygulamıştır.

Alman cimnastiğinin babası sayılan Friderich Ludwig Jahn, beden eğitim faaliyetlerini gençlerin vücutlarını ülke düşmanlarına karşı mücadele için güçlü ve dayanıklı hale getirme vasıtası olarak ele aldı. 1811 ilk açık hava cimnastik sahasını açtı ve beden eğitiminin özel nitelikteki okulların dar çerçevesinden çıkartarık açık sahalarda ve kitleler halinde yapılmasını sağladı. Jahn'a göre beden eğitimi öğretmenin pedagojik olarak yetişmese lüzum yoktur. Ona göre, içinde milliyetçilik ve çocuk sevgisi olan her vatandaş, hangi meslekten olursa olsun beden eğitimi öğretmenliği yapabilir. Bu arada yeri gelmişken söyleyeyim bugün cimnastikte kullanılan ve yarışma dalı olan barfiks ve paralel aletlerinin de bulan kişidir.

Günümüzde ise beden eğitimine duyulan ihtiyaç ve değerine inanış her zamankinden her devirden fazladır. Bugünün insanı, türlü olumsuzlukları karşısında vücut normal ve çok sağlam olmaya muhtaçtır. Çalışma ve yaşama arzusu kuvvetli, kendine ve çevresine karşı vazifesini bilen, hür fikirli iradeli ve disiplinli kimseler toplumların aradığı ve özlediği fertlerdir. Böyle fertler yetiştirilmesi için beden eğitiminin, sağlık, genel eğitim, toplum, askerlik vs bakımdan önemi artık yeteri kadar tartışılmamaktadır. Başlangıçtan beri anlam ve önemi üzerinde durduğumuz beden eğitimi faaliyetleri her türlü oyunlardan, dans ve rontlardan, spor yarışmalarından halkın dinlenmek veya maharet kazanmak için yaptığı başka faaliyetlerden meydana gelir. Bazılarının sandığı gibi beden eğitimi sadece spor faaliyetlerinin karşılığı değildir. Kısaca özetlemek gerekirse insanlığın bedende ruh ve fikirde gelişmesini organizmanın bütününü zedelemeden sağlayan ve ferdi kendisine ve bulunduğu topluma yararlı bir insan olarak yetiştiren neden faaliyetlerine beden eğitimi denir.

Spor mu egzersiz mi, bu ayrım hakkında bilgi sahibi olmak için Spor mu, egzersiz mi? makalemizi okuyabilirsiniz.

Spor mu? Egzersiz mi?

By Ayrıntı Blog → 19 Temmuz 2014 Cumartesi

Spor Nedir?

Spor çok yönlü bir kavram olasından dolayı, sporun tanımı konusunda birçok yazar farklı tanım ve görüş ortaya koymuştur. Bu görüşlerdeki farklılığın nedeni sporun kapsamı, hedefleri, branşları, içeriği ve yapılış biçiminin farklı değerlendirilmesindendir.  Bu değerlendirmelerden bazılarına kısaca bakalım.
-Spor: Belirli ölçüde beceri ve fiziksel güç gerektiren, yarışmalı ve eğlenceli etkinliklerdir. (Ana Britanica)
-Spor: Bedeni veya zihni geliştirmek amaçlı belli bir disipline ve kurallara uyarak yöntemli çalışmalara dayanan eğlenme, güç harcama, mücadele yollu yapılan bedeni uğraşılardır. (Türkçe Sözlük)
-Spor: Fiziksel kondisyonumuzu iyileştirmeyi amaç edinen, oyun, yarışma ve mücadele anlayışıyla yapılan fiziksel etkinlik. Bireysel ya da kolektif oyular biçiminde gerçekleştirilen ve genellikle yarışmaya yol açan kesin kurallara göre uygulanan ve ani bir yarar beklemeden yapılan beden hareketlerin tümü. (Büyük Larousse)
-Spor: İç ve dış faktörlerle motive edilmiş bireylerin nispeten karmaşık fiziksel becerilerinin kullanımını veya fiziksel çabayı gerektiren kurumsallaştırılmış rekabete dayalı aktiviteleridir. (Coakley)
-Spor tek başına veya toplu olarak yapılan, kendine kendine özgü kuralların olan genelde yarışmaya dayanan bedensel ve zihinsel yeteneklerin gelişimini sağlayan, eğitici, öğretici ve eğlenmeyi sağlayan uğraşlar bütünüdür diye tanımlanabilir.
                Görüldüğü gibi spor nedir, sorusunun cevabı tek bir tanımla sınırlamak pekte mümkün değil.  Çünkü spor kavramına günümüzde çok fazla anlam yüklenmektedir. Yukarda vermiş olduğumuz tanımlar dışında spora farklı açılardan yaklaşmakta mümkündür.
                Spor yani İngilizcesiyle SPORT. Bu kavramı kendi baş harfleri ile açıklamaya çalışalım.
Sosyoloji
Para / Psikoloji
Organizasyon
Rekabet / Reklam
Teknik / Taktik / Teknoloji

Sporun Sosyolojik:
Spor sosyolojik bir olgudur her ne kadar bireysel yönleri de olsa sosyal bir yönü vardır. Sosyoloji toplum bilimi olarak toplumun yapısını inceler ve bu bağlamda sporda inceleme alanlarından biridir. Örnek verecek olursa Brezilya’da ki Dünya Kupası Maçlarına yüzbinlerce insan gidiyor. Buda sosyolojinin inceleme alanına girmektedir.
Sporun Parasal (Ekonomik) ve Psikolojik Yönü:
Spor faaliyetlerini ekonomik bir yöne sahiptir. Spor parasal karşılığı olan bir iştir. Basında sıkça görürüz, ünlü sporcuların ne kadar çok paralara transfer oluklarını hepimiz biliriz. Ayrıca büyük organizasyonlardan tutun kendiniz sağlık amaçlı koşacak dahi olsanız bir maddiyat karşılığında spor malzemeleri alırsınız. Dünyanın önde gelen firmaları sporculara ciddi meblağlar ile sponsor olurlar ve reklamlarını yaparlar. Görüldüğü gibi sporun ekonomik bir yönü vardır.
İnsanlar sporu gerek yaparken gerekse izlerken psikolojik olarak kendilerinden beklenmeyen davranışları sergileyebilmektedirler. Örnek verecek olursak çok sessiz ve sakin birinin maçlara seyirci veya sporcu olarak gittiğinde tanınmayacak davranışlar sergilemesi sporun psikolojik yönüne örnek olarak gösterilebilir. Spordaki holigan davranışlarının nedenleri gibi konular psikolojinin alana girmektedir. Ayrıca spordaki stres faktörü başlı başına psikolojik bir etkendir. Sporun psikolojik yönü kısaca bu şekilde özetlenebilir.

Sporun Organizasyon Yönü:
 Spor faaliyetleri belirli bir planlanmış, örgütlü bir yapıya sahiptir. Örnekleyecek olursak, yapılacak bir müsabakanın nerede, ne zaman, kimler arasında olacağı, kuralları, hakemleri vs. önceden organize şeklide belirlenmektedir. Spor hiyerarşili bir yapıya sahiptir. Hiyerarşisi organize olmasını gerekli kılmaktadır.
Sporun Rekabet Yönü:
 Sporun doğasında rekabet vardır. Rekabet olmadan spor neredeyse düşünülemez. Tüm spor dallarında rekabet dayalı olarak yapılmaktadır. Yegane amaç rakibe üstün gelmektir. Bizler bireysel olarak spor yaptığımızda kendimizle veya doğayla mücadele halinde oluruz ve kendimizi geliştirmeye daha ileriye gitmeye çalışırız.
Sporun Teknik ve Taktiksel Yönü:
 Mücadele esasına dayalı bir yapıda üstün gelebilmek için bazı stratejiler geliştirmek zorunluğu doğmuştur. Bu stratejileri belirli teknik ve taktikler uygulayarak yaparız. İster bireysel isterse takım sporları olsun profesyonel düzeydeki sporcuların veya takımların teknik direktörünün (çalıştırıcı)olması bu yüzdendir. Antrenörler belirli bir stratejiye göre planlı bir şekilde bireyi veya takımı müsabakaya hazırlarlar. Sporcular bu teknik ve taktikleri uygulayarak galibiyet almaya çalışırlar.
Sporun Teknolojik Yönü:
                Spor bilimsel ve teknolojik gelişimlerden etkilenmektedir. Örnekleyecek olursak kayak sporcusu neden tahtadan yapılmış kayak takımlarıyla kaymaz? İşte teknolojik olarak performansı artıracak ürünlerin ortaya çıkmasını sağlayacak şey teknolojidir. Başka bir örnek, doping maddeleri her ne kadar zararlı ve yasak olsa da sporcular tarafından kullanılmaktadır. Yasal olmayan doping, teknoloji sayesinde daha kolay tespit edilebilmektedir. Ayrıca işin diğer cephesinden bakacak olursak, doping testlerine yakalanmayacak maddelerin geliştirilme çalışmalarının da yapıldığı bilinmektedir. Teknolojik olarak savaş devam etmektedir. Sporun teknoloji ile iç içe olmasını bu şekilde özetleye biliriz.
               
Görüldüğü gibi spor nedir, sorusunun cevabı çokta kolay değildir. Özellikle günlük hayatımızda spor yap sağlık bul gibi kelimeler sıkça kullanılmaktadır. Bu noktada spor egzersiz kavramıyla karıştırılmıştır. Egzersizi kısaca belirli bir düzene göre veya gelişi güzel yapılan (herhangi bir plana tabi olmayan) vücut hareketleri olarak değerlendirebiliriz. Egzersizde bireyin maddi bir kazanç beklentisi yoktur. Ya da egzersiz yapan bir bireyi yüzlerce kişi izlemeye gelmez. Egzersiz yapan bir kişi istediği yerde zamanda ve koşullarda egzersizini yapabilir organizasyona gerek duymaya bilir büroda masa başında dahi yapabilir. Spor ve egzersiz kavramlarının ayrı değerlendirilmesi gerekmekteyken, günlük konuşmalarımızda egzersiz kavramı yerini tamamen spora kelimesine bırakmıştır.
Özetleyecek olursak yukarıda da bahsettiğimiz üzere spor günlük konuşma dilimizde çeşitli anlamlar yüklenmesi ve birçok kavramı karşılayacak bir yapıya sahip olması sporun sabit bir tanımının yapılmasını güçleştirmiştir.