Browsing "Older Posts"

Gösterilen Kategori " sağlık "

Öksürük İçin Evde Ne Yapılır

By Ayrıntı Blog → 2 Mart 2018 Cuma

Öksürük İçin Evde Ne Yapılabilir?


Öksürük için evde alınabilecek tedbirler şunlardır. Öncelikle bol ılık su içilmesi gerekir öksürük etkilerinin yumuşamasını sağlayan en iyi ve basit tedavi yöntemi bol su içilmektir. Ancak soğuk yada sıcak değil ılık su içilmesi özellikle unutulmamalıdır. Günlük en az 2 litre içilmeli hatta içilebiliyorsa daha fazla ılık su önerilmektedir. Öksürük özellikle gece artış gösteriyorsa ve özellikle ilk yattığımızda geniz akıntısına bağlı olarak artış oluyorsa yatak başı yükseltilmeli gerekirse çift yastıkla yatılmalıdır.
öksürük için ne yapmalı

Öksüren kişi sigara içiyorsa bu dönemde bırakması bırakamıyorsa azaltması tavsiye edilir. Kendisi içmiyorsa da yanında içermemesi ve bu dönemde her türlü keskin kokudan uzak kalması uygun olacaktır. Öksürük nöbetlerini tetikleyen başka bir konuda  ağır efordur. Öksürüğü olan hasta ağır eforda kaçınmalıdır. Öksürüğün nedeni reflü ise buna yönelik tedbirler alınmalı tanı daha önceden konulmuşsa tedavi doktor gözetiminde gözden geçirilmelidir.

Öksürük üst solunum yolu enfeksiyonu sonrasında iki haftayı geçiyorsa veya artıyorsa mutlaka doktora başvurulmalıdır. Öksürük kesici ilaçların kendi başına hasta tarafından kullanılması kesinlikle uygun değildir. Mutlaka Hekim gözetimi altında kullanılmalıdır kaldı ki günümüzde öksürük kesici ilaç kullanım alanları çok kısıtlı olup, öksürüğü kesmekten çok nedene yönelik tedavi uygulanması tercih edilmektedir.

Öksürük Nasıl Tedavi Edilir?

Öksürük tedavisi hastaya bağıl özel durumlara göre değişmektedir. Doğru teşhis ve tedavi uygulanırsa öksürük kolayca geçer.

Astıma bağlı gıcık tarzı öksürük söz konusuysa sıkça başvurulan antibiyotikler ve öksürük şurupları kullanmak yararsızdır. Yapılması gereken göğüs hastalıkları uzmanı bir hekimin önerileri doğrultusunda astımın düzeyine göre tedavisini düzenleyip tedbir alınmasıdır.

Reflüye bağlı bir öksürük varlığında hasta Gastroenteroloji yönlendirilmeli ve gerekli görülen tetkiklerin ardından tedavi edilmeli ve takip konunun uzmanı doktor tarafından uygulanmalıdır. Bu tarz öksürük tedavsinde hastanın beslenme konusunda bilgilendirilmesi önemlidir.

Öksürüğe yol açabilecek diğer bir sebebi de tansiyon ilaçları olabilir. Bu gibi durumlarda hastanın ilacı değiştirilmesi öksürüğün kesilmesinde etkili olmaktadır. Ancak bazen tedavinin kesilmesinden 3 ay sonrasına kadar tansiyon ilacına bağlı öksürükler uzayabilir, bu konuda hasta bilgilendirilmeli ve endişelenmemesi sağlanmalıdır.

Akciğerlerde esnemesine bağlı öksürüklerde, kayıpla giden durumda ise göğüs hastalıkları ekibinin takibinde gerekli tedavi uygulanmalıdır.

Aynı şekilde geniz akıntısına bağlı öksürük alerjisi açısından nedene yönelik tedavi kemik eğriliği gibi cerrahi gerektiren bir durumun varlığında kulak burun boğaz müdahalesiyle cerrahi tedavi planlaması uygun olacaktır.

Yukarıda bahsedilen bütün hastaya ait değerlendirmelerde bir sorun görünmemesine rağmen öksürük devam ediyorsa, hastanın öksürüğü psişik olarak değerlendirilebilir. Hastanın psikiyatri bölümüne sevk edilmesi düşünülmelidir.

Uykudan Dinlenmeden Uyanma Sorunu ve Çözüm Yolları

By Ayrıntı Blog → 1 Şubat 2018 Perşembe
Merhabalar bu yazıyı okuyorsanız sizlerde muhtemelen benim gibi sabah kalktığınızda dinlenmemiş olarak uyanıyorsunuz demektir. Çoğu zaman günde ister 4 saat uyuyayım ister 10 saat, sabah kalktığımda kendimi uykuyu almış ve dinlenmiş hissedemiyorum.

karaciğer kürü

Bu durumun yoğun iş yükü, stres, artan kilolar ve az spor yapmakla alakalı olduğunu düşünüyordum. Ek işimi sağlık gelirden önemli diyerek bıraktım. Sağlıklı beslenme ve uyku düzenimi ayarladım. Sigara ve alkol zaten kullanmıyorum, kiloma dikkat ediyorum. Tüm bunlara rağmen neden hala sabahları yorgun olarak kalkıyordum.

Doktora gittiğimde bu rahatsızlığın belirtileri ve test sonuçlarına göre B12 vitamin eksikliğinden kaynaklandığını söyledi. Vitamin ilaçlarını aldım, kullandım. Diyetime meyve, sebze ve balık ekledim. Bir miktar düzelme oldu fakat sürekli aynı yemekleri yemeyeceğime göre belli bir zaman sonra başladığım noktaya geri döndüm.

Geçen günlerde tv kanallarında gezerken Prof. Dr İbrahim SARAÇOĞLU'nun katıldığı bir programda bir kız çocuğu "ne kadar uyusam da yorgunluk hissediyorum hocam ne önerirsiniz" deyince kumandayı yavaşça bıraktım. Çünkü kızımız tıpkı benim uzun zamandır şikayetçi olduğum durumdan bahsediyordu.

İbrahim Saraçoğlu bu durumun karaciğer yağlanması ile ilgili bir problem olabileceği bunun ise doğal bir kür sayesinde tedavi edilebileceğini söyledi. Ben normalde bu tarz şeylere çok inanmam ama konuşmanın devamı benim Karaciğer Yağlanması Kürü'nü denemeye ikna etti.

Saraçoğlu "Öncelikli olarak doktora gidip, karaciğer enzimlerinizi kontrol ettirin. Değerleriniz normal değerler içinde görünüyor olsa bile değerlerinizden biri diğerinden yüksekse bu karaciğer yağlanmasının işaretidir." demişti. Evet durum tam olarak bu şekilde, benim değerlerim normal seviye aralıklarında ama birbirinden yüksekti.

Sonuç olarak uzun zamandır uykudan dinlenmeden kalkıyorum. Saraçoğlu'nun kürünü deneyeceğim ve sonuçlarını burada paylaşacağım. Bugün pazardan gerekli malzemeleri aldım basit ve ucuz bir yöntem.

Karaciğer Yağlanmasına Karşı Kür Tarifi

Malzemeler:

15 - 20 Dal maydanoz (sapları ile birlikte kullanılacak ve ince köy maydanozu olacak)
1 Adet taze limon (sıkıldığında en az 2 yemek kaşığı limon suyu çıkacak)
1 Bardak su

Hazırlanışı ve Kulanım Şekli

Tüm malzemeleri bir bilendıra koyup su yeşil kıvam alacak şekilde iyice karıştırıyoruz. Elde ettiğimiz suyu süzüp 15 gün boyunca aç karnına içeceğiz.

karaciğer kürü

Yukarı da bahsettiğim gibi ben bu tarz şeylere pek inanmam ama deneyeceğim ve sonuçlarını bu yazı altında paylaşacağım.

Zayıflamak İstiyorum

By Ayrıntı Blog → 14 Nisan 2017 Cuma
Konunun başlığı birçoğumuzun kendi kendine söylediği bir sözdür. Evet ben de bu sıralar kendime bu sözü çok söylüyorum. Hatırladığım en ideal ağırlığım 78 kg civarındaydı... Geçirdiğim birkaç rahatsızlık sonrasında 3 yıl sonra şu anki kilom 104 kg.

Bu kiloya ulaşmamda bir maç sırasında yaşadığım çapraz bağ yaralanması ve spordan uzaklaşmam ve yüz felci sonrası kullanmış olduğum kortizonun büyük bir etkisi oldu. Rahatsızlıkları atlatmam sonrası dizimdeki problem için doktora gittiğimde zayıflamam gerektiğini dizim üzerindeki yükün ancak bu şekilde azalacağını söylemesi de cabası...

Şişmanlığın zararlarını saymakla bitiremeyiz benim için bu durumun çekilmez bir hal alması uykumda horlayan biri var diyerek uyanmam ile tavan yaptı. Çünkü horlayan kişi benden başkası değildi. Yukarıdaki gibi saydığım sebeplerden ötürü zayıflamak istiyorum 2 hafta öncesinden sıkı bir diyet yapmaya başladım ve zayıflama sürecimi de burada paylaşacağım.

Diyetimde ne var onuda söyleyeyim her şey var. Yani yemeklerimden şunu yemeliyim bunu yememeliyim diye bir ayrımım yok her şeyi yiyorum. Bu nasıl bir diyet o zaman dediğinizi duyar gibiyim.

Stratejimi anlatayım.

Porsiyon azaltma (Günlük ekmek, yemek vb calori veren yiyeceklerin miktarını azaltma)
Su alımını artırma günlük en az 3 lt.
Egzersiz, kendime uygun (sakatlıklar vb yüzünden) 30 dk üzerinde yürüşler, aç karnına sabah ve yatmadan önce gece direnç egzersizleri (plates vb)
Sabah ve Akşam koordinasyon hareketi 25 set.

Dediğim gibi zayıflamak istiyorum ve bunu başaracağım, başlamak bitirmenin yarısıdır. Hedefim 80 kg bu kilolar günlük yaşamını olumsuz etkiliyor bundan kurtulacağım.


Güncelleme 1:

Bugün 1 Mayıs 2017 ve bu yazıyı oluşturup yazıyı oluşturmamın ve zayıflama serüvenimin üzerinden 15 gün geçti. An itibarı ile 4 kilo vermiş durumdayım. 90 Kg kadar çok olacağını düşünüyorum. Eskisi kadar açlık çekmiyorum ve alışıyorum yine buradan süreci yazacağım. İrade...


Güncelleme 2: Bugün 03.06.2017 ayrıca Ramazanın 8. Günü... Diyet ve egzersiz planlarım 8 gündür sekteye uğradı. Gerek Ramazan ayında oruç tutmamın gerekse kolumda meydana gelen sakatlığın bunda etkisi var. Ama her şeye rağmen egzersiz yapamıyorsam kalori alımını düşürmek gerekir. Normalde ben ramazan aylarını hep kilo artışı ile tamamladım. Bu sefer öyle olmayacak hem sahurda hem de iftarda eskiye nazaran çok az yiyorum. Özellikle ekmek alımım günük 3-4 dilim seviyelerine düştü. Ramazan bitene kadar ki hedefim kilo veremiyorsan, Kilo Alama...

Havuç ve Havuç Suyunun Faydaları

By Ayrıntı Blog → 27 Şubat 2017 Pazartesi
Birçoğumuz küçüklüğümüzden beri havucu severek yeriz. Özellikle son dönemlerden anneler tarafından popüler hale gelen bir başka durum da çocuklara havuç suyu içermektir. Peki gerçekten de havuç suyu çocuklar veya yetişkinler için ne kadar faydalı. Bu yazımızda havuç ve havuç suyunun faydalarını anlatmaya çalışacağız.

Muhtemelen eski dönemlerde yaşayan şifacılar, bu tedavi edici besini ilk keşfedenlerdendi. Eski Yunanlılar havucu tam milattan önce 1500 yıllardan beri kullanmaktaydılar. Yunanlılar havucun mükemmel temizleyici olduğunu keşfetmiş ve bunun suyunu içmeye kendilerini alıştırmışlardır. Özellikle kabızlık çekenlere bu bitkinin iyi geldiğini keşfetmişlerdi. Havuçtan başka bir sebzede bu denli çok beta-karoten bulunmamaktadır. Bu etken madde vücudumuza alındığında direkt olarak A vitaminine dönüşür. Vücutta birçok yerde kullanılan bu A vitamini gözler, bağışıklık sistemi, kemikler ve dişler için oldukça önemlidir. Tiroit bezinde oluşan problemlerın giderilmesinde de süper bir tesir sağlar. Bildiğimiz kadarı ile A vitaminin saçlar, tırnaklar ve cild içinde oldukça önemlidir. Bununla birlikte bu vitamin karaciğer ver çevresinde oluşan yağlardan büyük oranda korumak içinde kullanılmaktadır. Tek yapmamız gereken karaciğer sağlığımız için düzenli olarak havuç suyu içmektir.

Havuç, A vitaminin yanında bir sürü yararlı vitamin ve besin maddelerini de bünyesinde bulunmaktadır. Bunlar; B vitamini, C vitamini, D vitamini, E vitamini ve K vitamini, aynı zamanda protein, sodyum, manganez, potasyum, çinko, fosfor gibi vitamin ve mineral maddeleridir. Havuç vücudumuzda oluşan kolestrol seviyesinin normallere inmesinde, kasılmaların rahatlatılmasında ve kan damarlarının daha güçlü olmasında büyük ölçüde yarar sağlar. Havuç suyu bu tarz şeylerin yanında iltihaplanmayı engeller. Kansere yol açacak olan bir çok zararlı şeylerin vücudumuzdan atılmasını kolaylaştırır. Yaşlanmayı geciktirir. Yapısında bulunan karoten hücrelerin deforme ve çürüme durumlarında iyileşmesini sağlayan en önemli maddedir ve bu madde yardımıyla hücreler kendini kolay yeniler ve böylelikle yaşlanma geciktirilmiş olur.

Havucun bir de anti-bakteriyel ve anti-sektik özelikleri bulunmaktadır. Bundan dolayı dolayı yaralanma ve böcek ısırıkları gii şeyleri havuç ile tedavisi daha kolaydır. Ağrı durumları varsa sizi rahatlatmada ve şişkinliğinizi önlemede birebirdir. İçilen bu havuç suyu hem de bizi stresten alıkoyar ve sindirimimizin daha etken çalışmasını sağlar. Havuç suyu tek başına içildiğinde etkisi çoktur sadece bir çok sebze ve meyve suyu ile beraber içildiğinde etkilerinin daha çok kuvvetleneceği bilimsel olarak bulunmuş ve bilim adamları tarafından önerilmektedir. Örnek verirsek eğer havuç suyuna eklenen ıspanak suyu bizim zihinsel olarak ferahlamamıza büyük ölçüde katkı sağlar. Meydana getirilen bu karışım uyku problemi çeken dostlarca içilmesinde fayda vardır çünkü bu karışım uyku probleminin giderilmesinde büyük tesiri vardır. Eğer havuç suyunu pancar ve dutsu meyvelerle karıştırırsak eğer süper bir tonik olup C vitamini ihtiyacımızı tamamen karşılamaktadır.

Giriş cümlemizde bahsettiğimiz annelerin popüler besini haline gelen havuç suyunun anne ve çocuklar üzerindeki etkilerine gelecek olursak; havuç suyu hamile kadınlara ve ufak yaştaki çocuklara büyük yarar sağlar. Yapısındaki A ve E vitamini anne karnındaki çocuğun gelişimi için çok önemlidir. Yapısında naturel bir şeker olduğu için çocuklar bunu içmekten büyük zevk alır. Birde havuç suyunun içine, portakal suyu ile misket limonu da eklediğinizde ise her besin ve vitaminde kafi şekilde alıp güne zinde adım atmaya yardımcı olur. Bununla birlikte iştahları da açılır ve nezle grip gibi hastalıklara karşıda bağışıklık kazanır.

Gördüğümüz gibi havuç veya havuç suyunun birçok faydası bulunmaktadır. İçerek veya direk tüketmek ve faydalarından yaralanmak sizin elinizde...

Elmanın Faydaları

By Ayrıntı Blog → 16 Şubat 2017 Perşembe
elmanın yararları
Mis gibi benzersiz kokusuyla ve tatlısıyla, ekşisiyle benim favori meyvelerimden biri olan elma ihtiva ettiği vitaminler, mineraller ve antioksidanlar sayesinde “mucize besinler” arasında gösterilmektedir. Sadece elma direk tüketim dışında sirkesi de mucizevidir.
 Birçok ülkeye göre şanslı sayılırız çünkü Türkiye dünya genelinde elma üretimde Çin ve ABD’den sonrasında 3. Sırada geliyor ve bu sayede ülkemizde yetişmeyen meyvelere bakılırsa nispeten daha ucuza satın alabiliyoruz.

Aralarında kayısı, erik, kiraz, şeftali, armut, ahududu gibi oldukça popüler meyvelerin bulunduğu “gülgiller” ailesinden olan elmanın sağlığa faydaları ile ilgili meydana getirilen çalışmalar, kalp ve damar sağlığının korumasından güçlü bir bağışıklık sistemine kadar birçok noktada etkili bir gıda olduğunu ortaya koyuyor.

Bu yazıda “elma şuna iyi gelir” gibi benzer biçimde kısa bilgiler yerine bilimsel araştırma neticelerine dayanan faydalarına yer vermeye çalışacağım.
Yazının sonucunda ise fazla elma tüketiminin ne şeklinde sorunlara yol açabileceği ile ilgili bilgiler bulabilirsiniz.

Beyin ve Sinir Sistemi

Nörotoksin isminde olan, doğal ve suni olarak bulunabilen toksinlere maruz kaldığımızda sinir sistemi fonksiyonlarında anormallikler oluşur. Bunun nedeni sinir dokusunun bu toksinler nedeniyle zarar görmesidir ve bu duruma “nörotoksisite” adı verilir.

“Ben bu toksinlerle temas etmiyorum” diye düşünebilirsiniz sadece kemoterapi, radyoterapi, bazı ilaçlar, besin kimyasalları, ziraat ilaçları ve bazı kozmetik ürünler bu nörotoksinlerden ihtiva eder ve farkında olmadan bu toksinlere maruz kalabilirsiniz.

Ayrıca nörotoksisite bir tek dışarından vücuda giren maddeler nedeniyle değil aşırı stres yüzünden artan özgür radikaller nedeniyle de oluşabilmektedir. “Oksidatif stres” denen bu vaziyet beyin hücrelerinde hasara yol açabilmektedir.

Nörotoksinlerin sinir sistemi üzerindeki etkileri ne kadar süreyle ve ne oranda maruz kalındığına bağlı olarak değişmekle beraber baş ağrısı, bilişsel fonksiyonlarda zayıflama, sanrılar, hafıza zayıflaması gibi belirtiler ortaya çıkabilir.

Bu alanda yapılan çalışmalar elmanın, muz ve portakalla beraber nörotoksinlere karşı hücre yapısını koruduğunu ve strese bağlı hücre hasarını önlediğini ortaya koymaktadır.

Aynı araştırmalara göre elma ve öteki meyvelerin düzenli tüketimini sinir dokusunun bozulumu ile ilgili Alzheimer, Parkinson benzer biçimde hastalıkların görülme riskini düşürmektedir.

Parkinson Hastalığı ve Belirtileri

By Ayrıntı Blog → 10 Şubat 2017 Cuma
Parkinson Nedir?
Parkinson hastalığı hareket sistemini olumsuz yönde etkileyen bir tür hastalıktır. Beyin kaynaklı olan bu hastalık zamanla beyin fonksiyonlarının da olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Örnek vermek gerekirse hatırlama ve öğrenme zorluğu en belirgin örnek olarak verilebilmektedir.
parkinson

Parkinson Hastalığının Belirtileri:  İlk dönemlerinde belirtileri azdır ve kendini çok hissettirmez. Belirtiler ilerledikçe günlük yaşamsal faaliyetleri de etkilemeye başlar. Hastalık en şiddetli dönelerinde tam etkilerini göstermeye başlar ve hastaların bu dönemde daha dikkatli davranmaları gerekmektedir.

İlk evredeki etkileri titreme, vücutta kasılma ve katılaşma, hareketlerde yavaşlama, denge bozuklukları veya yürüme zorlukları görülür.

Son safa etkileri halüsinasyonlar görmeye başlama, belirgin düzeyde hafıza kaybı, depresyon belirtileri, endişe ve ilgide aşırı azalma olarak görülür.

Hastalığın ileri safhasında birinci evredeki belirtilerde görülebilir, ayrıca hastalık görme, uyuma gibi fonksiyon bozukluklarına da sebep olabilmektedir.

Parkinson Nasıl Tedavi Edilir?
Üzülerek belirtiyorum ki parkinson hastalığının günümüzde tam olarak tedavisi bulunmamaktadır. Hastalığın etkisini azaltmak amacıyla çok ciddi ilaçlar kullanılmaktadır. Araştırmacılar hastalığın kötüleşmesini önlemek için sürekli olarak araştırmalar yapmaktadır.


Not: Bu makale bilgilendirme amaçlı yazılmıştır. Kesinlikle uzman bir doktora başvurmanız hastalık şüphesi ve tedavisinde birincil tercih olmalıdır. Parkinson hastalığı için Noroloji doktoruna başvurulmalıdır.

Organ Nakli Nedir?

By Ayrıntı Blog → 27 Ocak 2017 Cuma
Organ Nakli, yaşam koşullarına bağlı olarak hastalıklar, kaza vb nedenlerle görevlerini yerine getiremeyecek derecede zarar gören organların yerine canlı veya ölmüş kişilerden alınan sağlam organların özel ve korunmuş bir şekilde tedavi olacak hastalara nakledilmesine denir.

organ nakli nedir

Tedavisi mümkün olmayan ve sadece organ ve doku nakli ile sağlığına kavuşacak kişiler, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de azımsanmayacak kadar fazladır. Bu ciddi sağlık sorunları doğurmaktadır. Gelişen teknoloji her ne kadar yapay organ ve dokular üretme konusunda ilerleme sağlamış olsa da istenen seviyeye ulaşamamıştır. Bu tür nakil bekleyen hastalar uygun donör bulunamadığında yaşamsal faaliyetlerini yerine getirememekte, hayati organ nakilleri bekleyenler ise maalesef yaşamlarını yitirmektedirler.

Nakli Yapılabilen Organlar: Bibrek, Karaciğer, Kalp, Akciğer, Pankreas ve İnce bağırsak
Nakli Yapılabilen Dokular: Kalp kapağı, Kornea, Kemik, Kemik İliği ve Deri

Organ ve Doku Nakli Kimlerden Yapılır?
Organ ve doku nakli iki şekilde yapılır bunlar canlı insanlardan ve kadavralardandır.

Canlı Donör (Verici): Organ nakli gereken hastanın yakın akrabaları kan grubu, doku ve ilik benzerliği gibi uyum söz konusu ise organ bağışında bulunabilmektedir. Bu kişiler canlı donör olarak tanımlanmaktadır. Böbrek ve karaciğer canı kişilerden nakil yapılabilmektedir.


Kadavra Donör: Bu tür nakillerde kaza yapmış veya belirli sebeplerle beyin ölümü gerçekleşmiş ve hastanın iyi olma ihtimali olmadığında yoğum bakımda iken akrabalarının organ bağışı isteklerinde bulunması ile yapılan nakildir. Kalp, akciğer, karaciğer pankreas, kalp kapakları ve kornealar kadavralardan alınarak nakil işlemlerinde kullanılır.

Disk Kayması ve Belirtileri

By Ayrıntı Blog → 25 Ocak 2017 Çarşamba
Disk kayması çok ağrılı bir şekilde meydana gelebilmektedir. Genellikle 6 ay içerisinde kendiliğinden geçmektedir. Eğer iyileşme olmaz ise ameliyat ile düzeltilmesi gerekebilir.


disk kayması belirtileri

Bu makalede bulunan bilgiler sizlere yön gösterici niteliktedir. Kesinlikle tedavi için uygun doktora başvurmanız rica olunur.

Disk Kaymasında Neler Yaşanır?

Hastalar kayan bir diskten bahsetmelerine rağmen genel itibarı ile kayan bir şey bulunmamaktadır. Doktorunuz bir disk kaymanız olduğunu söylemiş ise, omurganızdaki kemiklerin her biri arasına oturan disklerin zarar gördüğü anlamına gelmektedir. Bu durumda disklerin en dış kabuğu yırtılmıştır ve kemiklerin olduğu kısımdan dışarı doğru taşmalar yaşanmaktadır. Taşmalar sonucunda sinirlere baskı yapmaya başlar, sonuç olarak bu baskılarda ağrıya neden olur.

Ağır kaldırmak ile ilgili bir işiniz varsa ve sürekli olarak ağır yüke maruz kalıyorsanız disk kayması meydana gelme olasılığı yüksektir. Başka disk kayması sebepleri olarak aşırı kilolu olmak, uzun süre hareketsiz kalmak gösterilebilir. Ayrıca erkeklerde bayanlara nazaran daha çok yaşanmaktadır.

Disk kaymasının belirtileri nelerdir?

Yukarıda da bahsettiğimiz gibi ilk sizi rahatsız edici belirtisi sırtınızın alt kısmında acı olacaktır. Bir ağırı veya aniden gerçekleşen keskin ve şiddetli bir acı belirtiler arasındadır. Oturmak, yatma ve ayakta durma gibi sıradan durumlarda acı hissedebilirsiniz.

Bir disk kayması durumunda çoğu zaman bacağa doğru bir ağrı iner ve bu sinirlere yapılan baskının belirtisidir. Bu durumda ayakta veya bacağın tamamında karıncalanma ve uyuşma meydana gelebilir. Bu belirtilere rağmen disk kayması teşhisi koymak kolay değildir. Doktor tarafından detaylı bir muayene şarttır. Muayene sonrası gerekli görüldüğü takdirde kesin tanı için MR çektirilmesi gerekmektedir.

Disk kaymalarında sırt ağrıları çok kötü bir hal aldıysa ve her iki ayakta güçsüzlük, mesane kontrolünü yapamıyorsanız vakit geçirmeden doktora görünmeniz gerekiyor demektir.