Browsing "Older Posts"

Gösterilen Kategori " bilim "

S.O.S Nedir

By Ayrıntı Blog → 30 Aralık 2016 Cuma
  İngilizce Save Our Soul, kelimelerinin baş harflerinden oluşur ve her ne kadar anlamı Canınızı Kurtarın olsa da Mors alfabesi ile verilen acil durum tehlike sinyali anlamına gelmektedir.

Telsi telgrafla yardım istemede, tehlike işareti vermede kullanılan ve mors koduyla S.O.S harflerini simgeleyen ve araya kesinti komadan ...---... biçiminde iletilmesi zorunlu olan uluslar arası tehlike işaretidir. Bu işaret uçaklar, gemiler ve kurtarma gemileri için kullanılması ve kullanılacak frekanslar ile aygıtlar yönetmeliğine bağlıdır.

Dilimize de girmiş bu kelime SOS vermek şeklinde kullanılmaktadır.

Kısaca S.O.S acil bir şekilde yardım istemek anlamına gelmektedir.


Ahtapotların Yaşam Sırrı Çözüldü

By Ayrıntı Blog → 18 Haziran 2015 Perşembe
ahtapotların kan rengi
Antartika dünyanın en soğuk ve hayatta kalmanın en zor olduğu bölgelerden biri... Tüm bu zorluklara rağmen bir o kadar da biyolojik çeşitliliğin fazla olduğu bir yer. Bu yüzden bilim dünyasının yıllardır ilgi odağı olmayı da başarıyor.

Bu makalemizde bilim dünyasını yıllardır meşgul eden bir sorunun yanıtlarını paylaşacağız. Antartika'da su soğukluğu -20 derecelere kadar düşmekte. Bu kadar soğuk bir yerde yaşamayı başaran bu canlılar bunu nasıl yapabiliyor?

Bilim insanları bu soğuk sularda bu canlıların nasıl yaşadığı konusunda yaptıkları araştırmalar sonunda sonuç verdi ve ahtapotun hayatta kalma sırrı çözüldü; ama bir çok canlı gizemini korumaya devam ediyor. Sözü fazlaca uzatmadan ahtapotun nasıl hayatta kaldığına göz atalım.

-20'li derecelerde normal olarak kan akışının kesilmesi dokulara oksijen taşınamaması sonucunda ölümün gerçekleşmesi gerekiyor. Ahtapot 3 kalbe ve kasılabilir bir damar sistemine sahip olması omurgasızlarda bulunan hemolef isimli sıvıyı pompalamasını sağlıyor. Mavi oksijenle zenginleştirilmiş bu sıvılar, omurgalı canlılarda bulunan hemoglobine (kanda oksijeni taşıyan madde) benzer bir protein olan ve ahtapotun kanına mavi rengi veren kan pigmenti hemosiyanin taşımaktadır. Böylelikle soğuk koşullarda dahi kanın donması önleniyor ve oksijen taşınıyor.

Sistem o kadar muazzam işliyor ki ahtapot bu sayede %75 gibi büyük bir oranda daha fazla oksijen taşıyor. Bu oran oksijen gitmesi gereken yerlere yeteri kadar oksijenin tam miktarda gitmesini sağlıyor ve yaşamsal faaliyetlerin tam olarak yerine germesine imkan veriyor.

Bir başka keşfedilen özellik ise içinde bulundukları soğuk suların tuzluluk oranı ile kanlarındaki tuzluluk oranın eşit olması. Bu gibi özellikler sayesinde ahtapotlar yaşanması güç yerlerde yaşamlarını devam ettirebilmektedirler.

Tavuklar Manyetik Alanı Biliyor

By Ayrıntı Blog → 16 Haziran 2015 Salı
tavuk ve civcivleri
Yakın zamana kadar yapılan araştırmalarda Dünya'nın manyetik alanına göre göçmen kuşların yönlerini buldukları kanıtlanmıştı. Bu yön bulma özelliği sayesine kuşların pusulası mı var sorusunun da cevabı bulunmuş oldu.

Yapılan araştırmalar ilginç bulgulara da imza atmaya devam ediyor. Göçmen kuşların sahip olduğu sanılan bu özelliğe tavuklarında sahip olduğu ortaya çıktı. Wolfgang Wiltschko liderliğindeki Frankfurt Üniversitesi araştırmacıları evcil tavuklarda yaptıkları araştırmalarda bir tür 'iç pusulaya' sahip olduklarını keşfettiler.

Göçmen kuşların yönlerini nasıl bulduğu konusundaki araştırmalarını ve kanıtlarını Wiitschko 40 yıl önce sunmuştu. Manyetik alıcıları, Dünya manyetik alanındaki alan çizgileninin yönünün saptamalarını sağlıyordu. Bu durum manyetik alan düzleminin dünyaya yaptığı eğime tepki veren bir pusula oluşturarak, alan çizgilerinin aflasa yöneldiği kutup doğrultusuyla ekvator doğrultusu arasında ayrım yapmasını sağlar. Ekibi ile yaptığı deneylerde 40 tan fazla kuş türünde bu manyetik alanı bulduklarını tespit etmiştir.

Bu karışık anlatımı bir kenara bırakarak yapılan deneyi anlatmak işi daha iyi anlamamızı sağlayacaktır diye düşünüyorum.

Yumurtadan yeni çıkan civcivleri kımızı toplu bir "anne" ile alıştırılmıştır. Topu dört bilmeden biri arkasına saklayarak, sıkı bir eğitimle civcivlere annelerinin hep kuzey yönündeki bölmenin ardında olduğunu öğretilmiştir. Civcivin bu yönü manyetik yön bulma duygusuyla saptadığını göstenek için de doğru yönde yapay bir manyetik alan oluşturulmuştur. Civcivlerin bu değişiklikten sonra annelerinin doğu yönündeki bölmelerin arkasında aradıkları saptanmıştır.

Deney ile beraber göçmen kuşlarınkine benzer bir sistemin tavuklarda da olduğu bu şekilde kanıtlanmış oldu.

Gök Taşına Kamikaze Deneyi

By Ayrıntı Blog → 14 Haziran 2015 Pazar
NASA ilginç bir deneye hazırlanıyor deneyin ismi kamikaze. Amerikan filimlerinden alışık olduğumuz dünyaya çarpacak olan gök taşını yok etmek amaçlanan deney yine bilim kurgu filimlerinden çıkmış gibi.

gök taşı dünyaya çarpması
ABD ve Avrupa'dan bilim adamları göt taşlarının rotasını değiştirecek bir proje için kolları sıvadı. 2020 tarihin de gerçekleştirilmesi planlanan deneyin amacı dünyaya çarpması planlanan bir gök taşının yaratabileceği felaketi önlemek.

Dinazorların yok olma sebebi olarak gösterilen ve yaklaşık olarak 150 milyon yıl önce dünya çarptığı varsayılan ve üzerindeki dinazorların neslinin tükenmesine yol açan gök taşı senaryosunun insanlığında başına gelebileceği belirtiliyor. Böylesine bir felaketten korunmak için dinazorlardan daha zeki bir ırk olan insanoğulu kendi kurtarma çabasına girmiş durumda.

NASA (Amerikan Havacılık ve Uzay Ajansı) ve ESA'nın (Avrupa Uzay Ajansı) ortaklaşa gerçekleştireceği deney için verilen isim ise yazının başında da belirtiğimiz gibi kamikaze. Deney 2020 yılında uzaya fırlatılacak olan bir uzay aracının saatte 22.000 km hızla bir gök taşına kamikaze dalışı yapmasını ön görüyor.

Bir kısım bilim adamı bu şekilde bir çarpmanın gök taşının rotasını değiştireceği kanısında. Eğer deney başarılı olursa dünyaya yönelmiş gök taşları için umut ışığı olacak.


Kara Delikler ve Evren

By Ayrıntı Blog → 29 Mayıs 2015 Cuma
Kara deliklerde ne var?

 İnsanlığın bir türlü çözüm bulamadığı ulaşılması zor bilgilerden biri de karadelikler konusudur. Acaba sönmüş güneşlerden meydana gelen ve etrafındaki her şeyi içine çeken hatta ışığı bile sömüren karadeliklerin içinde neler var? Bu sorunun cevabını merak etmeyen hiç kimse yok gibidir.
kara delikler
 Bu kara deliklerin yörüngesinden geçen ışık bile kurtulamıyor. Sönmüş güneşler insan için ulaşılması şu anki teknolojiyle imkansız bir muamma olarak kalacak. Samanyolu galaksimizde 100 milyar yıldız olduğu düşünüldüğünde kara deliklerin 100 milyon adet olabileceği düşünülmektedir. Fakat ışık hızının saniyede 300 bin kilometre olduğu düşünüldüğünde en yakın kara deliğe seyahat etmemiz için binlerce ışık yılı gerekiyor. 1 saniyede 300 bin kilometre alınan bir zaman ölçüsünde yıl hesabı yapmak akıllara durgunluk veriyor bu hesaba binlerce yıl katmak ise daha karmaşık problemlere yol açıyor…

 Fakat karadeliklere ulaşmak  her ne kadar mümkün olmasa da yine de karadeliklerin içinde yüksek radyasyonların olduğunu tahmin etmek veya ön görmek zor değil. Güneşimizden 1 milyon kere daha büyük olan bir kara delik etrafındaki her şeyi yutuyor.

milyonlarca derece sıcaklık radyasyon enerji akımları barındıran kara delikler insan için en azından şu anki teknoloji ile ulaşılması imkansız bir giz olarak kalmaya devam edecek…


 Şu an için kara deliğe doğru gönderilecek herhangi bir uzay mekiğinin en az 10 bin ışık yılı sonra dünyaya geri gelebileceği düşünülüyor. Şu ana kadar karadeliğin içine giren hiçbir şeyin geri dönemediğini de hesaba katarsak kara delik gizinin aralanması önümüzdeki 100 bin yıl için pek de olası değil…