Fes Hakkında Bilmedikleriniz

By Ayrıntı Blog 10 Mart 2015 Salı
Koyu kırmızı renkli çuhadan (tüysüz, ince sık dokunmuş kumaş ) yapılan şapkaya benzer bir başlıktır. Genellikle tepesi kesik koni şeklinde veya silindir şeklinde yapılır. Ortasında yana veya arkaya doğru sarkan bir püskülü bulunur. Püskülsüz olan modelleri de bulunmaktadır. Daire şeklindeki üst kısmına tabla denir. Tablanın ortasında açılan bir deliğe 2-3 cm boru şeklinde ibik tutturulur ve ibik püskülü tutar. Biçimlerine göre zuhaf, aziziye, mecidiye gibi isimler verilmiştir.

İlk olarak fes benzeri bir başlığı Firigya kralı Midas’ın giydiği rivayet edilir. Daha sonraki zamanlarda Romalılarda, Rönesans çağında İtalyanlarda fes benzeri başlıklar görülmüştür.  Müslümanlar arasında ise ilk fesi giyenler ise Faslılar olmuştur. Türklere de fes Fas’tan gelmiştir ve Fas’ın Fes şehrine atıfta bulunarak fes denilmiştir.

Kapdan-ı Derya Koca Hüsrev Paşa bir Akdeniz seferinden dönüş yaparken kalyonda bulunan askerlerine fes giydirmiştir. Burada fesi görüp beğenen 2. Mahmud bir emir yayınlayarak bütün ordu mensuplarının fes giymesini zorunlu hale getirmiştir(1832). Bu büyük ihtiyaç karşısında Tunus’a 50.000 civarında fes siparişi verilmiştir.

Çok uzun zamandır hatta asırlardı sarık ve kavuk kullanan Osmanlı halkı bunu pek büyük yenilik olarak gördü. Övgü ile karşılayanlar kadar karşı çıkıp benimsemeyenlerde oldu. Hatta fes için kasideler ve medhiyeler söyleyen şairler bile çıktı.  Fesi giyebilecek veya giyemeyecek kişilerin belirlenmesi, nerelerde giyilebileceği gibi konuların tespit edilmesi ve bir kurala bağlanması için Fes Nazırlığı kuruldu. Bu nazırlığın başına da Katibzade Mustafa Efendi getirildi.  Tüm bunlar sonucunda Fes nizamnamesi çıkarılmıştır.

Tanzimat yayımlanmasıyla beraber askerler, memurlar ve hatta tüm erkekler fes giymeye başladı. Sarık ise ulama sınıfı ve tarikat mensuplarına has bir başlık olarak kaldı.  Eski ile yeni arasında kalan bazı esnaf guruplarında fesin üzerine sarık sarılarak giyildiği de görülmüştür. Bayanlar ise fesi çeşitli şekillerde süsleyerek kullandılar.

İlk olarak Tunus’a yaptırılarak alınan fesler daha sonraları Fransa ve Avusturya’dan getirtilmiştir. İstanbul’da haliç kenarında (Defterdarda) bir fes fabrikası (feshane) kurulmuştur.
Cumhuriyet döneminde 1925’te çıkarılan şapka kanunuyla şapka giyilmesi zorunlu hale getirildi ve diğer bütün başlıklarla beraber fes yasaklandı.


Günümüzde fes kullanımı tamamen bitmiştir ve fesler halk oyunları ve turistlere satılmak amacıyla yapılmaktadır. Günümüz fesleri yapı olarak aynı ama kullanılan malzemeler açısından farklılık göstermektedir.

Post Tags:

Paylaşan Hoca

Merhaba ben Paylaşan Hoca! MEB de Öğretmenim ve Blog yazarlığı yapıyorum. Ayrıntı Blog da hoş vakit geçireceğinizi düşünüyorum. Unutmayın Hayat Ayrıntılarda Sakldır.

Bu Konuya Yorum Yapın " Fes Hakkında Bilmedikleriniz "