Ahilik Teşkilatı

By Ayrıntı Blog 26 Şubat 2015 Perşembe
ahilik
Selçuklu döneminde başlayıp ve Osmanlı döneminde de devam eden Anadolu'da kurulmuş bir teşkilattır. Bu teşkilatın temel kaideleri yiğitlik ve cömertlik başta olmak üzere öğülmeye değer vasıfları bulunan gençler üzerine kurulmuştu. Sırf bu yüzden bu teşkilatlara fütüvvet de denilmiştir. Fütüvvet kelimesinin aslı Arapça feta (cömert yiğit) kelimesinden gelmektedir.

Ahi kelimesi ise Arapça kardeş-kardeşim demektir. Ahi gençlerinin teşkilat büyüklerine ve kendi aralarında birbirlerine ahi diye hitap etmelerinden dolayı teşkilatlarına da ahi teşkilatı denilmiştir.
Bu kelimenin Türkçedeki cömert manasındaki akı kelimesinden bozma şeklinde olduğu da diğer bir görüştür.

Ahiler İslamiyeti yeni kabul etmiş Türk topluluklarının; Anadoluya ısınıp kaynaşmalarını ve yerleşik yaşama uyum sağlamalarında önemli rol oynamışlardır. Eski inançları ile yeni inançlarının yanı sıra bölgedeki değişik kültürler arasında Türk Milletinin kendine has bir kültür sentezlemesinde öncü olmuşlardır. Ahiler aynı zamanda iç ve dış tehlikelere karşı halkı korumuşlardır. Ahi teşkilatları tarım dışı üretim dışında kendilerini esnaflaştırmışlardır. Bu teşkilat lonca, sendika, kooperatifler gibi sadece kendi mensuplarının menfaatlerini korumak için kurulmamıştı. Bir inanç, hoşgörü ve görev birliğiydi.

Selçuklu Devletinin yıkılmasıyla beraber oluşan devlet otoritesi boşluğunun doldurulmasında ve toplumun tamamen çökmesinin önlenmesinde ahilerin payı büyüktür.

Osmanlı devletinin kuruluş dönemlerinde en büyük kuvvet ve dayanaklarından biri de bu teşkilat olmuştur. İlk fetihlerin gönüllü elçileri ise çoğu zaman  alp erenler adı verilen kılıçlı ahilik kolu olmuştur. Osmanlı hükümdarları bu teşkilatın başı sayılmıştır. Ahilik çok kuvvetli bir teşkilatlanmaydı, öyle ki Anadoluda köylere kadar ulaşmıştı. Bir tarikat gibi görülse de tarikat değildir. Fakat kuruluş döneminde ve gelişim evrelerinde tarikatlardan çokça yararlanılmış ve örnek alınmıştır. Ahi Evran adlı kimlik; kişiliği ile efsaneye dönüşmüş bütün sanatların piri (ustası) ahiliğin şeyhi kabul edilirdi. Ahiliğin merkezi Ahi Evran Zaviyesi'nin bulunduğu Kırşehir'di. Önemli merkezlerden bir tanesi de Ankara idi.

Ahilerin kendilerine has kıyafetleri vardı. Bu kıyafetler başlarında beyaz külah, üstüne sarık, alt kısımda şalvar, bel için yün kuşak, ayağa mest, sırta hırka (aba) şeklindeydi.

Teşkilata giren yeni üyelere ahi babalar tarafından şalvar giydirilir, kuşak bağlanır ve tuzlu su içirilirdi. Bu yapılan işlemlerin hepsinin sembolik anlamları vardı. Çıraklık, kalfalık ve ustalık esnaflık gibi kurallara bağlanmıştır. Bu kişilerden herhangi biri ahilik töresine aykırı davranırsa veya müşteriyi aldatırsa ahi baba tarafından cezalandırılırdı.

Ceza dükkkan kapatmaya kadar gidebilir. Örnek olarak dükkan kapatma cezası alan esnafın dükkanı kilitlenir ve anahtar şeyhe teslim edilirdi. Dükkan sahibinin sağ ayakkabısı çıkartılır ve dükkanın damına atılırdı. Dilimizde değerini yitirmiş, değeri eksilmiş manasında kullanılan papucu dama atıldı sözü de buradan gelmiştir.

Fatih döneminden sonra ahilik önemini yitirmeye başladı ve 17. yüzyıldan sonra bozulma hızlandı. Cumhuriyetten sonra 30 Kasım 1925 tarihinde çıkarılan kanunla kapatılmıştır.

Post Tags:

Paylaşan Hoca

Merhaba ben Paylaşan Hoca! MEB de Öğretmenim ve Blog yazarlığı yapıyorum. Ayrıntı Blog da hoş vakit geçireceğinizi düşünüyorum. Unutmayın Hayat Ayrıntılarda Sakldır.

Bu Konuya Yorum Yapın " Ahilik Teşkilatı "