Cihadiye Yüzüğü

By Ayrıntı Blog 6 Ekim 2014 Pazartesi
Yüzükler, tarihin hangi döneminde ortaya çıktığı tam olarak belli olmayan kadın ve erkeklerin ortak takısı... Altın, gümüş gibi değerli madenlerden veya demirden yapılan bir halka. Bazen günlük süs eşyası, bazen bir hatırlatma aracı, bazen bir çiftin evlik simgesi bazen de bir film...  Aslında hepsinin bir hikayesi var işte bizim yüzüğümüzün hikayesi de Çanakkale Savaşı ile başlıyor.
                       
1914-1915 yıllarında Çanakkale Boğazını korumak ve düşman geçişlerini engellemek için vermiş olduğumuz eşi benzeri olmayan dünya tarihine Türklüğün inancını, cesaretini ve kuvvetini bir daha altın harflerle yazılmasına neden olan savaşı bilmeyenimiz yoktur.
                       
bir yüzük hikayesi            Bu savaşın içinde olan ama günümüzde küllenmiş veya unutulmaya yüz tutmuş enteresan hikayeler vardır. Bunlardan sadece bir tanesi de:  “Cihadiye Yüzüğü”

Çanakkale savaşı başladıktan sonra düşmanların aşırı yoğunluğu ve silah üstünlüğü karşısında savunma yapmaya çalışan Mehmetçiklerimiz bu yoğun saldırı karşısında on binlerce şehit ve fazlası ile de yaralı vermekte idiler. Yaralı askerlerimizin sayısının çokluğu sebebiyle kendileri İstanbul'a kadar getirilmiş ve hastanelere yatırılmışlar. Yaralı askerlerimizin sayıca fazla olması hem hastanelerde yer kalmamasına hem de işgalden dolayı bakım malzemesi (pamuk-sargı bezi gibi) ve hastabakıcı eksikliği çekiliyordu. Olay günün padişahına iletilmiş ve Sultan V. Mehmet Reşat bir ferman yayınlamış ve İstanbul sokaklarında tellallar vasıtasıyla halktan yardımcı olabilecek bayanlara ihtiyaç olduğunu, gelebilecek kişilerin yanlarına evlerinde bulunan kullanılabilecek bez-pamuk gibi malzemeleri de almalarını istemişlerdi.

Bu çağrıya cevap olarak İstanbul halkından bayanlar yoğun olarak hastanelere gelmişlerdi. Gelen her bayan kayıt edilmişti. Herkes elinden geldiğince yardımcı olmaya çalışıyordu. Bu hareket savaş sonuna kadar aralıksız olarak sürdü.
             Osmanlı’nın müttefikleri yenilgiyi kabul edince tüm güçlerine rağmen Çanakkale' yi geçemeyen düşman elini kolunu sallayarak İstanbul'a gelmiş ve Osmanlı işgal edilmişti.
            Savaş sonrası çalışan herkes evlerine çekilmiş ve hayat normale dönmüştü. Bu arada Osmanlı hükümetinin aklına savaşta yardımcı olarak çalışan bayanlara bir ödül verilmesi gündeme gelmiş ve bayanların temsilcilerinin başvuru yapması istenmişti. Gelen temsilcilere para teklif edilmişti. Gelen temsilciler ise bu işi vatan için yaptıklarını yardım ettikleri askerleri baba-oğul-kardeş ve eş olarak kabul ettiklerini ve bunun karşılığında hiçbir şekilde para ve benzeri ödülü kabul etmeyeceklerini beyan etmişlerdi.
sıvı silikon içindeki cihadiye yüzüğü            Osmanlı geleneğinde devlete yardımcı olan kişilere verilen şekilde bir nişanın verilmesini hazinenin bomboş olması engellemişti. Bunun üzerine depolarda çürümeye terk edilmiş eski İngiliz tüfeklerinin namlularından yüzük yapılması ve bu yüzüklerin üstüne 1332-1333  Cihadiye  yazılarak gelen bayanlara bir nişane olarak verilmesi fikri ortaya atıldı. Bu fikir beğenilerek hayata geçirildi ve yardımcı olan tüm bayanlara o günün bir anısı olarak bu çelik yüzükler dağıtıldı.



           
Yüzüğü gözü gibi koruyan Kolleksiyoner Nedim ÇOLAK konuyla alakalı şunları söylüyor.

                        Yaklaşık 25 sene evvel ufak bir müzayede de satışa koyulan iki adet yüzükle (ki bir tanesi çürümüş durumdaydı) karşılaştım ve bunları incelediğimde üstlerinde 1332-1333 Cihadiye yazdığını görmüştüm. Yazılar Osmanlıca idi ve yüzüklerin üstünde ay yıldız olması bu parçaların Osmanlıdan kalma olduğunu gösteriyordu.

                        Benden başka ilgilenen olmadığı için bu iki çelik veya demir diyebileceğim yüzükleri aldım. Daha sonraki günlerde ne ile ilgili olduğunu bilmediğim bu yüzükler hakkında araştırma yapmaya başladım. İstanbul'daki Osmanlı arşivlerinde araştırma yaparken birazda rastlantı sonucu yüzüklerle ilgili belgelere ulaşabildiğim zaman beklide koleksiyonculuk hayatımın en şanslı zamanında olduğumu anladım.


            Bu yüzükler çok hassas parçalardı. Çünkü  çelik namluların kesilmesi esnasında kullanılan malzeme ve su nedeniyle bu yüzükler çok dayanıklı olmamış ve çok kısa zamanda paslanıp çürümüşlerdir. Böylece bu onurlu yüzükler kaybolmaya başladığından olayda küllenip unutulmuş oldu. Bugün yüzüğü ilk haliyle saklayabilmek için saf silikon içinde korumaya çalışıyorum. Elimde bulunan yüzükten kalıp çıkartarak gerçekleri ile karıştırılmaması için bronzdan kopyalarını yaptırdım. Bir müddet çeşitli etkinliklerde dağıtımını yaptım. Bu arada hikayesini de anlatarak tarihimizin bu minik gizemli sayfasını bir parça aydınlatmak bana tarifsiz bir zevk ve gurur verdi.

Evet yine tarihimizin bir parçasını aydınlatmaya çalıştık. Son söz olarak bir iki dizede benden olsun.

Kimi Yüzükler vardır
Filmlere konu olmuş, yanardağlar içine atılmış, kül olmuş
Kimi Yüzükler vardır
Tarihin içinden çıkmış, küllerinden doğmuş.



Paylaşan Hoca

Merhaba ben Paylaşan Hoca! MEB de Öğretmenim ve Blog yazarlığı yapıyorum. Ayrıntı Blog da hoş vakit geçireceğinizi düşünüyorum. Unutmayın Hayat Ayrıntılarda Sakldır.

1 yorum to '' Cihadiye Yüzüğü "

YORUMLAR
  1. kadın yerine "bayanlar" kullanmak konteksti amatörleştirmiş

    YanıtlaSil